VAKIF VE DERNEKLERİN YAZ KURSLARI

VAKIF VE DERNEKLERİN YAZ KURSLARI

VAKIF VE DERNEKLERİN YAZ KURSLARI

Geçen sene bir arkadaşımın iki çocuğunu, bir vakfın yaz okuluna yazdırmak istemiştik. O dönem arkadaşımın ekonomik durumu çok müsait değildi. Müslüman hassasiyeti olan bir kuruma gidip ödemede kolaylık rica etmiştik. Deyim yerindeyse Nuh dedi; peygamber demediler. Herhangi bir kolaylık sağlanmadığı için istediğimiz sonucu alamamıştık. Çocukların kaydını oraya yapamamıştık. Çok istemiştik ama olmadı.

Bunun üzerine diğer İslami hassasiyeti olan vakıf ve derneklere de baktık. Onlarda da durum çok farklı değildi. Uçuk denebilecek düzeyde ücretler isteniyordu. Ve kimsenin fiyatlarda esnemeye niyeti yoktu. Aracılar koysak da olmadı. En nihayetinde çocukları Diyanet’in kurslarına vererek, onların yaz kursu almalarını sağlayabildik.

Bu yaşanan olayın benzeri, bu sene de bir başka arkadaşım çocuklarını yaz kursu münasebeti ile hali hazırda tekrar yaşanmaktadır. Vakıf ve derneklerin yaz kurslarında özel okullar ile yarışan yüksek ücretlerinden dolayı iki çocuğumuzu daha bu kurslara kaydedemeyeceğiz, gibi görünüyor.

Gördüğüm kadarıyla vakıf ve derneklerin yaz kursları gelir düzeyi ortaüst ve yüksek gelir düzeyinde olan kesimlere hitap etmektedir. Ya da istenen ücretler, bir memur veya bir asgari ücretlinin verebileceği gibi değildir, diye söyleyeyim. Dolayısıyla buralara gönderilen çocuklar, çoğunlukla zengin çocuklarıdır ve aynı sosyo- ekonomik yapıya müntesiptir. 

Aslında böylece deniliyor ki “Fakirlerin ve çocuklarının bu vakıf ve derneklerin yaz kurslarında ne işi var! Zaten onların zengin çocuklarıyla aynı ortamda olması da doğru değildir. Onlar camiye gitsin!”

Bu düzen “Parayı veren düdüğü çalar.” kapitalist düzenidir. Bütün bunlar bize şunları söylemektedir: “Parasız adamın ve onların çocuklarının İslami hassasiyeti olan vakıf ve derneklerle işi yoktur. Fakir çocuklar, vakıfları ilgilendirmiyor. Nereye giderlerse gitsinler. Ne halleri varsa görsünler.  Vakıflar mı onları kurtaracak. Vakıflar ve dernekler, anasının babasının parasız olduğu çocuklarla ilgilenemez. Biz mi kurtaracağız bu çulsuzları!”

İslami STK’lar (sivil toplum kurumları) böyle yaparak asıl sorumluluklarından kaçmaktadırlar. Ve böyle yaparak aynı zamanda işin kolayına kaçıyorlar. Kendilerine konforlu gelen işi tercih ediyorlar. Bu kurslara gelen çocukların ebevenleri bir yolla bu çocuklarla ilgileniyor. STK’lara ise çok iş kalmıyor. Bu çocuklarla yorulmuyorlar. Bir yoluyla, çalışan anne ve babaların çocuklarına, yaz dönemi kreş görevi üstleniyorlar.

İyi de aga! Gelir düzeyi düşük olan çocuklarla kim ilgilenecek. Onları kim kazanacak ya da kazandıracak. Vakıflar bu işi kendi üzerlerinden atarak çok büyük bir vebale girmektedirler. Vakıfların bulundukları mahallelerinde bulunan gelir düzeyi düşük çocuklara ulaşmadıklarını gözlemliyoruz. Ayrıca alt gelir gruplarında bulunan ailelerin çocuklarına yönelik yeterli çalışmalarının olmadığını da gözlemliyoruz.

Bu STK’larda bu yaz kursları, özel okullarda olduğu gibi, gelir kapısı gibi düşünülmektedir. “Sadece maliyetleri çıkaralım, bir faydamız dokunsun insanlara.” denilmiyor ne yazık ki. Tahminim odur ki ciddi karlar elde ediliyor.

Bütün bunların aksine devletle ve milletle barışık olmayan bazı vakıfların da yok pahasına ya da ücretsiz olarak çocukları almak istediklerini görüyoruz.  Ama milletimiz bu kurumlara çocuklarını vermek istemiyor. Üstelik bunlar hem yemek veriyorlar hem barınma veriyorlar. “Yeter ki çocuklar bize gelsin” diyorlar. Merak ediyorum: “Bu adamlar yaz kurslarını ve diğer kursları nasıl ücretsiz yapıyor?”

Düşünüyorum da bu şehirlerimizde futbol için harcanan paraların %1’i bu tarz kurslara harcansa hiçbir gencimiz ve çocuğumuz için tek kuruş alınmasına gerek kalmayacaktır. Ve belki de bu yolla bütün çocuklarımıza ulaşılabilirdi. Ya da belediyelerimiz bu konuda alt gelir gruplarına yönelik yaz kursları açsaydı ve bu aziz milletin çocuklarını yazın yalnız bırakmasaydı, herkes çocuklarını bu kurslara gönderebilirdi.

Yine düşünüyorum da ben çocuk olsaydım, babam işçilik yapıyor, gelir düzeyimiz düşük… Benim bu vakıfların kursuna gitme sansım sıfırdı. Ama şükürler olsun bizim zamanımızda vakıfların derdi para değildi. Çocukları ve gençleri kazanmak temel amaçtı. Vakıflara derneklerimize gelen hiçbir kişi geri çevrilmezdi.  Yeter ki gelsinler. Herkese yetecek çorba ve sevgi vardı. Bugün olduğu kurumsal ve büyük yapılarımız yok tu ama köklü ve sağlam imanımız vardı. Mücadele ve aşk vardı. 

Hem Kayseri’de hem de bazı vilayetlerimizde bu yaz kurslarını tamamen ücretsiz yapan ve bunu yıllardır sürdüren –Allah onlardan razı olsun- STK’lar da varmış. Ama bunların sayıları oldukça azdır.

Mesela Kayseri’de Milli Gençlik Vakfı yüzlerce öğrenciye, çok düşük ücretler karşılığında özel yaz kurslarını yapmaktadır. Yaz kurslarında olan her şeyi ve her etkinliği, çok düşük ücretlere hatta yok pahasına, yapmaktadır. Bunların içinde yüzme, okçuluk, atçılık, piknik gibi birçok etkinlik de bulunmaktadır. Samsun'da TÜGVA aynı kursları, binlerce öğrenciye tamamen ücretsiz yapmaktadır. Afyonkarahisar'da İlim Yayma Cemiyeti de bu kursları tamamen ücretsiz yapmaktadır. Her kesimden çocuklar bu kurslara gidebilmektedir.

gençlere yönelik çalışmalar yürüten STK hemen hemen hiç yok gibidir.. “Liseli gençler yaz gelince neler yapmaktadır?”  diye soran vakıf ve derneklerimiz çok az ne yazık ki! Konuyla ilgilenen kişi sayısı çok az. Onlara yönelik çalışmaların düşünülmesi ve planlanması önem arz etmektedir.

İyi ki devletimiz var! İyi ki diyanet var! STK’ların sırt döndüğü gariban çocuklarımıza sahip çıkılmaya çalışılıyor. Ancak onların da yaz kurslarını renklendirmek için kafa yorması gerekmektedir. Çocukların ilgisini çekecek etkinlikleri çoğaltmak elzemdir. Yaz kurslarında sadece Kur’an öğretiminin verildiği yerler olmanın ötesinde, aynı zamanda yazı mevsimini ve tatilini de hatırlatacak etkinliklere de yer verilmelidir.

Diyanetin ve müftülüklerin yaz kurslarının da güzel yaz etkinlikleri yapmak yoluyla, diğer özel yaz kurslarından geri kalmaması durumunda, bu yaz kursları sorunu büyük bir ölçüde çözülmüş olur, diye düşünüyorum.